Skip to main contentSkip to footer

Kapalı Alanlarda Güvenli Çalışma ve İSG Protokolleri

Endüstriyel kapalı alanda sarı baret tutan işçi eli ve iş sağlığı güvenliği önlemleri

Tuzla ve çevresindeki endüstriyel tesisler, tersaneler, kimya fabrikaları ve arıtma üniteleri, yapıları gereği yüksek risk barındıran kapalı ve kısıtlı alanlarda çalışma yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Menholler, depolama tankları, silolar, kanalizasyon hatları, yer altı galerileri ve boru boşlukları gibi alanlar, sınırlı giriş çıkış yolları ve yetersiz havalandırma sistemleri nedeniyle iş kazalarının en ölümcül seyrettiği kritik bölgelerin başında gelir. İstanbul Anadolu Yakası sanayi havzalarında faaliyet gösteren işverenlerin, bu alanlarda yapılacak her türlü bakım, onarım ve temizlik faaliyetinden önce yasal mevzuata tam uyumlu, proaktif güvenlik önlemlerini hayata geçirmesi gerekmektedir. Hayati tehlike arz eden bu operasyonlarda, risklerin doğru analiz edilmemesi ve gerekli teknik altyapının kurulmaması, maalesef geri dönüşü olmayan iş kazalarına ve ağır hukuki yaptırımlara yol açabilmektedir. Özellikle Tuzla Organize Sanayi Bölgesi ve tersaneler bölgesindeki tesislerde yürütülen bu hassas çalışmalar, İSG uzmanlarının ve işyeri hekimlerinin tam gözetiminde, sıfır hata prensibiyle planlanmak zorundadır.

Kapalı Alan Tanımı ve Karşılaşılan Temel Risk Faktörleri

İSG literatüründe kapalı alan; sürekli çalışma alanı olarak tasarlanmamış, giriş ve çıkışları sınırlı olan, ancak bakım, onarım, temizlik gibi belirli amaçlarla geçici olarak girilen hacimleri ifade eder. Bu alanlarda gerçekleştirilen faaliyetlerde, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında işverenin birincil görevi, tehlikeleri kaynağında yok etmek veya riskleri kabul edilebilir seviyelere indirmektir. Kapalı alan operasyonlarında karşılaşılan en büyük tehlikelerden ilki, ortamdaki oksijen seviyesinin yetersizliğidir; normal şartlarda havada bulunması gereken yüzde 20,9 oksijen oranı, çeşitli kimyasal reaksiyonlar veya yetersiz havalandırma nedeniyle yüzde 19,5’in altına düştüğünde hayati tehlike başlar. Oksijen seviyesinin yüzde 16’nın altına inmesi durumunda hızlı bir şekilde bilinç kaybı ve ölüm meydana gelebilir.

Ortamda biriken zehirli, yanıcı ve patlayıcı gazlar da en az oksijen yetersizliği kadar büyük bir tehdit oluşturur. Özellikle kanalizasyon, kimyasal tanklar ve atık depolarında sıklıkla rastlanan hidrojen sülfür (H2S), karbonmonoksit (CO) ve metan (CH4) gibi gazlar, kokusuz veya sinsi özellikleri sebebiyle çalışanlar tarafından fark edilemez. Bu durum, ani bilinç kayıplarına, zehirlenmelere ve hatta patlamalara zemin hazırlar. Dolayısıyla, tehlike sınıfı ne olursa olsun, özellikle Çok Tehlikeli sınıfta yer alan tersane ve ağır sanayi kuruluşlarında bu alanlara giriş öncesinde mutlaka bilimsel ve teknik ölçüm prosedürleri uygulanmalıdır. Kimyasal risklerin yanı sıra, ortamın fiziksel yapısından kaynaklanan kayma, düşme, dar alanlarda sıkışma ve yetersiz aydınlatma gibi fiziksel riskler de kapalı alan çalışmalarının tehlike derecesini artırmaktadır.

Giriş İzni ve Gaz Ölçüm Protokolleri

Kapalı bir alanda çalışmaya başlamadan önce atılması gereken ilk yasal ve teknik adım, yazılı bir Sıcak/Soğuk Çalışma İzin Sistemi oluşturmaktır. İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi koordinasyonunda hazırlanan bu izin formları doldurulmadan, yetkili yöneticilerin imzası alınmadan hiçbir personelin kapalı alana girmesine izin verilmemelidir. İzin sisteminin en kritik bileşeni ise şüphesiz atmosferik testler ve gaz ölçümleridir. Ölçümler, alanın dışından, uzun problu ve kalibrasyonu yapılmış taşınabilir gaz algılama cihazları ile dikey ve yatay olmak üzere farklı seviyelerden gerçekleştirilmelidir. Gazların özgül ağırlıkları farklı olduğundan, hafif gazlar tavan kısmında, ağır gazlar ise taban kısmında birikir; bu nedenle tek bir noktadan yapılan ölçüm yanıltıcı ve ölümcül olabilir.

Gaz ölçüm sonuçları, yasal olarak belirlenen Sınır Değerler (Threshold Limit Values) ile karşılaştırılmalıdır. Eğer ölçüm sonuçlarında patlayıcı gazların konsantrasyonu, Alt Patlama Sınırının (LEL) yüzde 10 değerini aşıyorsa veya zehirli gaz konsantrasyonları izin verilen limitlerin üzerindeyse, alana giriş kesinlikle yasaklanmalıdır. Bu aşamada, ex-proof özellikli mekanik havalandırma fanları kullanılarak içerideki kirli hava tahliye edilmeli ve temiz hava sirkülasyonu sürekli hale getirilmelidir. Havalandırma işlemi sırasında içeriye asla saf oksijen verilmemelidir; çünkü bu durum yangın ve patlama riskini ekstrem düzeyde artırır. Ölçümler sadece çalışma başlamadan önce değil, çalışma süresince de belirli periyotlarla veya sürekli olarak tekrarlanmalı ve yazılı olarak kayıt altına alınmalıdır.

Kapalı alanlarda hayati önem taşıyan bu gaz ölçümlerinin yasal mevzuata uygun ve eksiksiz yapılması için Lisa OSGB olarak profesyonel destek sunuyoruz. Detaylı bilgi almak ve hizmet talebinde bulunmak için İş Yeri Ortam Ölçümleri sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Kapalı Alanlarda KKD Seçimi ve Acil Durum Ekipmanları

Hava beslemeli solunum cihazları, kendinden kurtarıcı maskeler ve tam vücut korumalı emniyet kemerleri, kapalı alan çalışmalarının vazgeçilmez kişisel koruyucu donanımları arasında yer alır. Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, seçilecek tüm KKD’lerin CE belgeli olması ve çalışma ortamının spesifik risklerine uygunluğu doğrulanmalıdır. Ortamda zehirli gaz veya oksijen yetersizliği bulunması durumunda, basit filtreli toz veya gas maskeleri asla yeterli korumayı sağlamaz; bu gibi durumlarda mutlaka harici bir kaynaktan temiz hava sağlayan hava hatlı solunum sistemleri veya tüplü solunum cihazları kullanılmalıdır.

Güvenlik donanımlarının yanı sıra, kapalı alan girişinde her zaman eğitimli bir gözetçi (nöbetçi) personel bulundurulması yasal bir zorunlulukdur. Gözetçi, içerideki çalışanlarla sürekli iletişim halinde kalmalı, olası bir tehlike anında içeri girmeden dışarıdan müdahale edebilecek donanıma sahip olmalıdır. Kapalı alanın dışında hazır bulundurulması gereken acil durum ekipmanları şunlardır:

1. Kurtarma Üçayağı (Tripod): Kuyu veya tank dikey girişlerinde, baygınlık geçiren çalışanın yukarı çekilmesini sağlayan mekanik vinç sistemi.

2. Emniyet Kemeri ve Yaşam Hattı: Çalışanın acil durumlarda hızla tahliye edilebilmesi için gözetçinin kontrolündeki geri sarımlı düşüş durdurucu ve kurtarma halatı.

3. Ex-Proof Aydınlatma ve Telsiz: Patlayıcı ortamlarda kıvılcım çıkarmayan, güvenli aydınlatma armatürleri ve kesintisiz haberleşme sağlayan telsizler.

Eğitim Yetkinliği ve Sağlık Muayenesi Zorunlulukları

Kapalı alanlarda görev alacak çalışanların seçimi, sıradan bir personel görevlendirmesinden çok daha fazlasını gerektirir. Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik uyarınca, bu tür özel risk taşıyan alanlarda çalışacak personelin, kapalı alanların tehlikeleri, gaz ölçüm cihazlarının kullanımı, maske takma teknikleri ve acil durum tahliye prosedürleri konularında teorik ve uygulamalı eğitimleri almış ve başarıyla tamamlamış olması gerekmektedir. Eğitim belgesi bulunmayan personelin bu alanlarda çalıştırılması doğrudan ağır idari para cezalarına yol açar.

Eğitimin yanı sıra, çalışanların sağlık durumları da bu zorlu ortamlara uygun olmalıdır. İşyeri hekimi tarafından gerçekleştirilecek periyodik muayenelerde, çalışanın kapalı alanda çalışmaya engel bir durumunun olup olmadığı titizlikle incelenmelidir. Özellikle klostrofobi (kapalı alan korkusu), panik atak, astım, kronik akciğer hastalıkları, epilepsi ve kalp rahatsızlıkları olan personelin kapalı alanlarda görevlendirilmesi kesinlikle yasaktır. Sağlık raporları, bu özel durumlar göz önünde bulundurularak düzenlenmeli ve tetkik sonuçları çalışan sağlık dosyasında saklanmalıdır.

Sıkça Sosulan Sorular

Kapalı alan çalışmalarında gözetçinin görevleri nelerdir?

Gözetçi, kapalı alanın dışında bekleyen ve içerideki çalışanların güvenliğini kesintisiz olarak izleyen kritik bir görevlidir. İçeri giren personelin kaydını tutar, iletişim kanallarını açık tutar, ortamdaki gaz ölçüm cihazlarını takip eder ve acil durumlarda harici kurtarma ekipmanlarını kullanarak kurtarma sürecini başlatır; ancak kendisi kesinlikle kurtarma amacıyla tek başına kapalı alana girmemelidir.

Kapalı alanlarda hangi sıklıkla gaz ölçümü yapılmalıdır?

Gaz ölçümü, çalışmaya başlamadan hemen önce yapılmalı ve çalışma süresince sürekli olarak taşınabilir gaz dedektörleri ile izlenmelidir. Çalışmaya ara verilip tekrar başlandığında, örneğin yemek molası veya vardiya değişimi sonrası, giriş öncesi ölçüm protokolü sıfırdan tekrarlanmalı ve yeni bir giriş izni düzenlenmelidir.

İSG-KÂTİP üzerinden görevlendirilen uzman kapalı alan risk analizine katılmak zorunda mıdır?

Evet, İSG-KÂTİP sistemi üzerinden resmi olarak görevlendirilmiş olan iş güvenliği uzmanı, kapalı alanlarda gerçekleştirilecek çalışmaların risk değerlendirmesi sürecine aktif olarak katılmak, güvenli çalışma talimatlarını hazırlamak ve işverene teknik rehberlik yapmakla yasal olarak yükümlüdür.

Kapalı alanlarda yürütülen faaliyetlerin karmaşıklığı ve barındırdığı yüksek risk profili, bu alanlarda çalışacak personelin özel eğitimler almasını ve sağlık muayenelerinin eksiksiz yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Tuzla bölgesindeki tersaneler ve organize sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren tesislerin bu hassas süreçleri hatasız yönetebilmesi için Lisa OSGB olarak, kapalı alan risk analizlerinin hazırlanması, gaz ölçüm protokollerinin oluşturulması ve sahaya özel acil durum tahliye planlarının tasarlanması süreçlerinde uzman kadromuzla yanınızdayız. İşletmenizin yasal uyumluluğunu en üst düzeye çıkarmak ve çalışanlarınızın güvenliğini güvence altına almak için Tuzla ve çevresindeki yerinde hizmet avantajlarımızdan yararlanmak üzere hemen bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Okumaktan yorulduysanız, bizimle iletişime geçin!
Danışmanlarımızla görüşün, hizmetlerimiz hakkında bilgi edinin ve başvuru sürecinizi başlatın.
Hızlı İletişim
Eğitim danışmanlarımızla görüşmek için iletişim bilgilerimiz

Diğer Yazılarımız